HER HAFTA Cuma;
- Saat 10:30'da 8 – 30 Hafta (2 – 7,5 Ay) Aralığındaki Gebelerimize
- Saat 14:00'da 34 - 38 Hafta (8 - 9 Ay) Aralığındaki Gebelerimize
Eğitim Yapılmaktadır.
Fethiye İlçe Sağlık Müdürlüğü - Atatürk Caddesi No.: 53 - 0 (252) 614 10 45 / 117 dahili
Öykü Alma : Kişisel Bilgiler, Tıbbi Öykü, Obstetrik öykü (daha önceki gebelikler ile ilgili bilgiler) ve Mevcut Gebelik Öyküsünün alımı.
Fizik Muayene : Boy - Kilo, Kan Basıncı (tansiyon) ve Nabız Ölçümleri.
Laboratuvar Testleri : İdrar Tahlili, Kan Sayımı (Hb-Hct Ölçümü), Kan Grubu Tayini, HBs Ag Ölçümü.
İlaç Desteği, Tedavi ve Bağışıklama Hizmetleri : Ücretsiz Demir ve Vitamin Desteği ile Tetanoz Aşılaması.
Bilgilendirme Ve Danışmanlık: Genel Bilgilendirme, Gebeliğe Bağlı Olağan Yakınmalar ve Gebelikteki Tehlike İşaretleri hakkında danışmanlık.
*40. haftaya kadar doğum gerçekleşmezse doğumun yapılacağı sağlık kuruluşuna hemen başvurmalısınız.
16-20. haftalar arası ultrasonda bebeğin değerlendirilmesinden sonra üçlü veya dörtlü test istenir.
Eğer sonuçlar yüksek riskli ise amniosentez ya da kordosentez yapılmalıdır.
18-22. haftalar arası yapılması önerilir.
Doktorunuz uygun gördüğü takdirde detaylı ultrason da denilen ikinci düzey ultrasonla bebeğinizin değerlendirilmesi için en uygun zaman 5. ayın bitimidir.
Özellikle kalp gibi bazı organların daha iyi değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.
24-28. haftalar arası gebelik şekeri olup olmadığını saptamak için yapılır.
Standart olarak 50 gram glukoz içildikten bir saat sonra kan şekeriniz ölçülür.
Eğer sonucunuz yüksekse bir sonraki aşama 100 gram glukoz yüklenmesidir.
Gebelik şekeri olduğunuz saptanırsa gerekli tedaviye başlanıp gebeliğinizin ve kan şekerinizin daha sıkı takip edilmesi gerekir.

Gebeliğiniz sağlıklı devam ediyor ve bir riskiniz yoksa seyahat etmenizde bir sakınca yoktur.
Uçak yolculuğu da genel olarak güvenlidir. Yine de bilet almadan doktorunuza danışın.
Çok sık uçuşlar ve doğuma yakın dönemde seyahat etmeniz uygun görülmeyebilir.
Mümkünse düşük ve erken doğum tehdidinin daha az olduğu 14-28. haftalarda seyahat edin.
Seyahat ederken bol sıvı tüketin.
Sık mola verin ve mutlaka yürüyüş yapın.
Yanınıza yastık alın.
Ayaklarınızın altına basamak, yükselti koyun.
Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir.
Gebelik ve emzirme sürecinde oruç tutmanız önerilen bir durum değildir.
Unutmayın ki bebeğiniz size muhtaç ve bağımlı başka bir canlıdır.
Erken gebelikte uzayan açlık durumlarında vücutta oluşan maddeler (keton cisimcikleri) bebeğin beyin gelişimi için zararlıdır.
Diğer gebelik dönemlerinde ise açlık bebeğin büyüme gelişimini olumsuz etkiler.
Sorunsuz bir gebelik geçiriyorsanız cinsel hayatınızda bir kısıtlamaya gerek yoktur.
Hormonların, gebelik yakınmalarının ve duygusal durumunuzun etkisi ile zaten istekleriniz değişecektir.
Erken doğum tehdidi, daha önce erken doğum öyküsü, rahim ağzı problemleri, plasentanın aşağı yerleşimi, kanamalı gebelik gibi durumlar varsa cinsel ilişki için kısıtlama veya yasaklama söz konusudur.
Gebelere canlı virüs taşıyan aşılar yapılmaz.
Ancak aktifliği yok edilmiş virüs aşıları ve virüs içermeyen aşıların yapılmasında bir sakınca yoktur.
Normal uygulamada belirli tetanos ve difteri aşıları gebelere yapılmaktadır.
Bunun amacı bebekte görülen yenidoğan dönemi tetanosunun önlenmesidir.
Gebelikteki tetanos aşı planınız için aile hekiminize başvurup bilgi alın.
Grip aşısı da aktifliği yok edilmiş bir aşı olup grip mevsiminde ve salgın durumunda gebelere yapılması önerilir.
Bu aşılar haricinde eğer bazı aşılama uygulanan bölgelere seyahat planlıyorsanız hangi aşıların yapılması gerektiği konusunda doktorunuza başvurun.
Gerekli durumlarda hepatit A, hepatit B, meningokok, pnömokok gibi aşılar gebeye uygulanabilir.
Gebelerin evdeki diğer çocuklarının aşılanmasında bir sakınca yoktur.

Gebelikte bağırsak hareketleri yavaşlar. Önceden bir şikayetiniz olmasa bile gebelikte kabızlık sorunu yaşayabilirsiniz. Aldığınız demir ilaçları da kabızlık yapabilir.
İçtiğiniz sıvı miktarını, özellikle su miktarını artırın. Sıvı alınmasının gebelikte idrar yolu enfeksiyonunu ve rahim kasılmalarını önleyici etkisi yanında başka birçok yararları da bilinmektedir. Meyve sularını da (özellikle kara erik) tercih edebilirsiniz.
Vücut aktivite artışı bağırsaklarınızı çalıştıracaktır. Bu amaçla yürüyüş ve gebe egzersizleri yapın.
Diyetinizi gözden geçirin. Posa bırakan lifli yiyecekleri yani meyve, sebze ve tam tahıllı gıdaları tercih edin. Bunun yanında bağırsak çalıştırdığı bilinen kayısı, kara erik gibi meyveleri tercih edebilirsiniz.
Keten tohumu gebelikte düşüğe neden olabilir, kullanmayın.
Gebelikte alınan kilolar ve hormonların etkisi ile gevşeyen bağdokusu, bebeğiniz büyüdükçe bel ve sırt ağrısına neden olabilir.
Beliniz ağrıyorsa öncelikle doktorunuza başvurarak bunun nedeninin erken doğum ya da idrar yolu enfeksiyonu gibi bir hastalık olup olmadığını öğrenin.
Olumsuz bir durumunuz yok ise;
Vücut duruşunuza dikkat edin. Otururken, kalkarken ve iş yaparken belinizi dik durumda tutun.
Oturma pozisyonunda belinizi bir yastık ile destekleyin ve ayağınızın altına basamak yerleştirin.
Eğilme hareketi yapmayın, yerden bir şey alacağınızda beliniz dik dizlerinizi kırarak alçalın.
Ağır kaldırmayın.
Düz olmayan, alçak topuklu, ortopedik ayakkabılar tercih edin.
Yan pozisyonda dizlerinizi karnınıza doğru çekerek yatın. Sırtınızı veya iki bacak aranızı yastık koyarak destekleyin.
Gebelik egzersizleri ile sırt kaslarınızı güçlendirin.
Öncelikle doktorunuza başvurun. Tansiyon probleminizin olup olmadığından emin olun. Eğer bir ilaç reçete edildi ise önerildiği şekilde kullanın.
Eğer baş ağrınızı başlattığını bildiğiniz durumlar gözlemlediyseniz bunlardan sakınmaya çalışın. Açlık, havasız ortam, uykusuzluk, yorgunluk, stres, parlak ışık baş ağrısına neden olabilir.
Güneş gözlüğü kullanın.
Stresten, koşuşturmacadan uzak sakin bir hayat yaşamaya çalışın.
Düzenli uyuyun.
Az az ve sık öğünler planlayın. Bu kan şekerinizin düşmesini engeller.
Yaşam enerjinizi yüksek tutun.
Motivasyonunuzu yitirmeyin.
Gevşeme ve rahatlama egzersizleri yapın.
Bunlara rağmen baş ağrınız başlamışsa sakin, az ışık alan bir ortamda uyumaya çalışın.
Ensenize soğuk kompres uygulayın.
Omuz masajı yaptırarak rahatlamaya çalışın.
Genellikle 6. haftada başlayıp 3. ayın sonunda geçer. Bazen biraz daha uzun sürebilir. Doktorunuzun önerdiği ilaç ve tavsiyelere uyun.
Karbonhidrattan zengin, az yağlı (bisküvi, ekmek, pilav) yiyecekler tüketin.
Açlık hissedince hemen atıştırın, yanınızda atıştırmalıklar taşıyın. Uzamış açlık bulantıyı artırır.
İlaçlarınızı yatağın başına koyun, uyanınca bulantılar ilerlemeden alın.
Gebeliğin ilk döneminde hemen bebeğimi beslemeliyim sıkıntısına girmeyin. Midenizi tutan, içinizin aldığı yiyecekleri tercih edin, zorlamayın.
Kokulardan etkileniyorsanız mümkünse yemeği başkası pişirsin veya önceden pişirerek odayı havalandırın, bir süre sonra yemeye çalışın.
Kustuktan sonra boğazınızdaki yanmayı geçirmek için soda içebilirsiniz. Bu midenizi de rahatlatabilir.
Fazla sayıda kusuyor ya da kilo veriyorsanız aile hekiminize başvurun.
Kola, gazoz gibi asitli içecekleri tüketmeyin.
GEBELİKTE EGZERSİZ
Uykularınızı düzenler ve daha dinç olmanızı sağlar.
Yaşam enerji seviyenizi ve motivasyonunuzu artırır.
Gebelikte aldığınız kiloları kontrol altında tutar.
Kaslarınızı güçlendirerek doğuma hazırlanmanızı sağlar.
Bel ağrısı, kramp gibi gebelik yakınmaları ile başa çıkmanızı sağlar.
Doğum sonu depresyon riskini azaltır.
Şeker metabolizmanıza yardımcı olarak gebelik şekeri riskini azaltır.
Uykunuzu düzenler.
Doğum sonrası daha çabuk toparlanmanızı sağlar.
Günlük 30 dakikalık ağır olmayan egzersiz gebeler için uygundur.
Her gün yapamasanız bile haftanın çoğunda yapmaya çalışın.
Egzersiz yapamadığınız günlerde yürüyüş de yapabilirsiniz.
Gebelerin hijyenik ortamlarda yüzmesinde de bir sakınca yoktur.
Egzersiz genel olarak sağlıklı gebeler tarafından iyi tolere edilir, ancak doktorunuza danışarak sizin için sakıncalı olup olmadığını öğrenmekte fayda vardır.
Şu durumlarda egzersiz yapmanıza yasak ya da kısıtlama getirilmelidir:
* Kanamalı gebelik
* Erken doğum tehdidi olanlar, Daha önce erken doğuranlar ya da erken doğum riski olanlar
* Çoğul gebeliği olanlar (ikiz, üçüz gebelik vb.)
* Rahim ağzı bölgesinde sorunları olanlar
* Bebeğin eşinin önde olması (Plasenta previa)
* Yüksek tansiyonu olanlar
* Düzenli tedavi edilmesi gereken hastalığı olanlar (kalp, akciğer, astım gibi hastalığı olanlar)
Egzersizlerinize mutlaka ısınma hareketleri ile başlayın ve yavaş hareketlerle derece derece azaltarak bitirin.
Egzersiz sürecinde ve gebelik boyunca yeterli sıvı tükettiğinizden emin olun.
Eğer nefessiz kalacak ya da düzgün konuşamayacak kadar egzersiz yapıyorsanız bu sizin için ağır bir egzersizdir. Bir uzmana danışarak egzersiz seviyenizi ayarlayın.
Ağırlık kaldırılan egzersizler yapmayın.
Aşağıdaki durumlar görüldüğünde egzersiz yapmayı bırakın ve doktorunuza başvurun:
– Baş dönmesi
– Baş ağrısı
– Nefes darlığı
– Nefes kesilmesi
– Göğüs ağrısı
– Vajinal kanama, kasılma, ağrı
Hastane çantası hazırlarken sizin eşyalarınızı ve bebeğin eşyalarını ayrı iki çanta yapmanız ve neyi nereye koyduğunuzu refakatçinize göstermeniz telaşlı saatlerinizde çok faydalı olacaktır.
Çantanızı hazırlamak için son dakikayı beklemeyin. Son ayınızda çantanız hazır bulunsun.
Doğum yapmış akraba ve arkadaşlarınızdan hastane ortamında gerekli olan, ihtiyaç duydukları malzemeleri sorup öğrenmenizde, onların tecrübelerinden yararlanmanızda fayda var.
Yanınızda hemen doğum sonrası kanama kontrolünde kolaylık sağlayacak çok uzun olmayan bir gecelik ve en az iki adet pijamanızı hazır bulundurun. Tansiyon ölçülmesine izin verecek şekilde kolları bol olmalıdır.
Doğum sonrası erken dönemde biraz ağrınız olacaktır. Ağrılı dönemde giymekte zorlanmamanız için iç çamaşırlarınızı büyük beden tercih edin. Ayrıca hastanede bir günden fazla konaklama ihtimaline karşı birden fazla çamaşır bulundurmakta ve emzirme sutyenini de çantada bulundurmakta fayda var.
Anne çantasında terlik, diş fırçası, hijyenik ped gibi kişisel bakım ürünlerinizi bulundurmayı unutmayın.
Bebeğiniz için de en az üç çamaşır takımı, iki adet battaniye, alt bezi yanınızda bulundurmanız gerekir.
Yanınızda biberon bulundurmayın. Bebeğinizi emziremiyorsanız hastanede görevli hemşireden yardım alın.
+ Sütünüz hemen gelir ve bebeğinizi emzirebilirsiniz.
+ Günlük yaşama daha kısa sürede dönebilirsiniz.
+ Sonraki doğumlarınızı da normal yolla yapabilirsiniz.
+ Normal doğum, doğum sayınızı sınırlandırmaz.
+ Hastanede kalış süreniz daha kısadır.
+ Normal doğumda genel anesteziye bağlı beklenmeyen durumlara maruz kalmazsınız.
+ Bebeğinizle aranızdaki duygusal bağ daha kısa sürede kurulur.
+ Normal doğumda sağlık problemleriyle karşılaşma riskiniz sezaryene göre daha azdır.
+ Bebeğin normal doğum sırasında doğum kanalından geçerken ağzı ile temas ettiği bakteriler, bebeğin bağışıklık sisteminin gelişmesinde faydalı rol oynamaktadır.
Doğum Ağrısını Çekmek Zorunda Mıyım? Başka Seçeneğim Var Mı?
Doğum hakkındaki tüm sorularınızı doktorunuza çekinmeden sorun.
Öncelikle korkmayın, doğumun bir hastalık değil tüm canlılar için geçerli bir gerçeklik olduğunu unutmayın. Doğum fizyolojik bir olay olup normal yolla gerçekleşir. Sezaryen ancak “Tıbbi Endikasyon”un varlığında yapılan ciddi bir ameliyattır. Sadece korktuğunuz için ya da ağrı çekmemek için sezaryen tercih etmeyiniz. Unutmayın ki sezaryen ile doğum ciddi bir ameliyattır. Hem sizin için hem bebek için riskleri normal doğumdan çok daha fazladır. Sizin ve bebeğiniz için normal doğuma engel bir durum söz konusu ise doktorunuz bunu size zaten bildirecektir.
Belden uyuşturma olarak bilinen, bölgesel anestezi yöntemleri (epidural anestezi) normal doğumda başarı ile uygulanmaktadır. Size uygun olup olmadığını, nasıl uygulandığını, ne gibi sorunlarla karşılaşabileceğinizi doktorunuzla görüşün ve detaylarını öğrenin. Bu yöntemle ağrısız bir şekilde normal doğurup varsa doğum dikişlerini ağrısız geçiştirebilirsiniz. Bebeğinizi hemen kucağınıza alabilirsiniz.
Epidural anestezi belinizdeki iki omur arasından omuriliği kaplayan zarın üzerine ilaç verilmesi yöntemidir. Ağrınızı kesip bir miktar uyuşukluk yapar. Tam bir hissizlik hali değildir. Bu yüzden doğum eyleminin hiçbir evresini kaçırmazsınız. Doğum sürecinde anestezi uzmanları sizi yakın takip edip artan ağrınıza göre ilaçlarınızı ayarlayacaktır. Ağrı duymadığınız için eylem sürecinde daha az yorulup doğum sonrası bebeğinizin keyfini çıkarırsınız. Yapılan ilaçların genel vücut dolaşımına karışması az olduğundan bebeğinize bir zararı yoktur. Eğer doğumunuz bir zorunluluk nedeniyle sezaryen ameliyatına dönerse epidural anesteziniz devam edip ameliyatınız başarı ile yapılabilir. Siz de bebeğinizin ilk anlarını kaçırmamış olursunuz.
Varsa dikişlerinizin bakımını, kontrol zamanınız, hangi durumlarda hastaneye başvurmanız gerektiğini ve hangi ilaçları kullanacağınızı sorun.
Bir süre daha kan yapıcı ilaçlara ve vitaminlere devam etmeniz faydalı olabilir, doktorunuzdan kendi durumunuzu öğrenin.
Sağlıklı bir lohusalık geçirmeniz için doğum sonrası izlemlerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.
İlk 24 saat hastanede
2-5. günler arası
13-17. günler arası
30-42. günler arası
Bu dönemde de beslenmeniz önemlidir. Başarılı bir emzirme için daha yüksek kalorili diyete ihtiyaç devam etmektedir. Yaş ve kiloya göre değişmekle birlikte yaklaşık günlük 700 kilokalori ekstra enerji ihtiyacınız vardır. Ayrıca vücudunuz bir toparlanma sürecine girdiğinden enerjiye olan gereksinimi artmıştır.
Doğum ister normal olsun ister sezaryen, anne için yorucu bir süreçtir. Annenin öncelikle dinlenmeye ihtiyacı olacaktır. Ancak yeterli uyku sağlandıktan sonra evin içinde dolaşmaya başlayarak yürümeniz daha iyidir.
Erken hareketlenme bağırsakları çalıştırarak doğum sonrası görülen gaz ve dolayısıyla rahatsızlık ve ağrı şikayetini azaltır. Vücuttaki ödemin daha kolay çözülmesini sağlar. Ayrıca özellikle bacaktaki kanın dolaşmasını sağlayarak varis ya da pıhtılaşmanın önüne geçer. Erken hareketlenen ve hayata karışan annelerde doğum sonu görülen duygusal çöküntüler daha az görülür.
Eğer dikişleriniz varsa iyileştikten sonra doktorunuza danışarak doğum sonu egzersizlerine başlayabilirsiniz. Bu sizin motivasyonunuzu artırır. Kaslarınızı kuvvetlendirerek daha hızlı toparlanmanızı ve kilo vermenizi sağlar.
Doğumu takiben değişen vücut dengelerine bağlı olarak saç dökülmeleri görülür. Telaşa kapılmayın, çoğu kez bu durum geçicidir. Doktorunuza başvurup gerekli takviyeleri öğrenebilirsiniz.
Kısaca bu dönemde bol sıvı alın, iyi beslenin, uyku ve dinlenmeye vakit ayırın ama tembellik etmeyin, hareket edin.
Dikişiniz ya da doktorunuz tarafından belirtilmiş özel bir durumunuz yoksa kendinizi iyi hisseder hissetmez hemen bir egzersiz programı yapın.
Programınızı daima azar azar seanslar halinde ve mutlaka ısınma ve soğuma hareketleri ile başlayıp bitirererek uygulayın.
Doğum sonrası egzersizin en önemli faydası sizin için normal olan yaşam tarzınıza en kısa sürede dönmenizi sağlamasıdır.
Ayrıca:
+ Fazla kilolardan kurtulmanızı sağlar.
+ Gebelik ve doğumdan sonra kaslarınızıkuvvetlendirir.
+ Karın kaslarının toparlanması ile göbek kalmaz ve vücudunuzu şekle sokar.
+ Vücudunuzdaki fazla sıvı ve ödemi çözer.
+ Yaşam enerjinizi yükseltir.
+ Doğum sonu depresyon gelişmesine engel olur. Eğer depresifseniz tedavinize yardımcı olur.
+ Kalp damar sistemi gibi genel sağlığınız üzerinde olumlu etkileri vardır.
+ Şeker metabolizmanızı düzenler. Bunun da kilo vermeniz üzerinde ekstra faydası olacaktır.
NEDEN ANNE SÜTÜ?
Anne sütü bebeğin ihtiyacına göre özel üretilir. Bebeğinizin erken ya da geç doğmuş olmasına, kilosuna ve buna bağlı olarak sindirim sisteminin kabul edebileceği yağ ve protein miktarına, hatta hangi protein ve yağ oranına ihtiyaç duyduğuna bağlı olarak mükemmel hesaplarla üretilir.Her annenin sütü bebeğine özeldir. Anne sütü tüm dünya bebekleri için ortak üretilen hazır mamalardan daha iyidir.
Anne sütünün sindirimi kolaydır. Bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirip enfeksiyonlara karşı koruyan antikorlardan zengindir ve üstelik her zaman istenen ısıda ve yanınızda hazır bulunur.
Ayrıca emzirme sırasında salgılanan hormonlar, annenin rahmini toplayıcı etkileri ile doğum sonu kanamaları engelledikleri gibi kilo vermeye ve vücudun eski şeklini almasına yardımcı etkilere de sahiptir.
HANGİ SIKLIKTA EMZİRMELİYİM?
Yeni doğan bebekler sık sık emmek isterler. Aranarak size işaret verirler. Bebeği her istediğinde emzirin. Bu başlangıçta çok yorucu olabilir ancak bebek büyüdükçe kendi emme takvimini oluşturacaktır, sabredin. İlk günlerde bebeğiniz özellikle sıcak ortamda bulunuyorsa ya da çok giydirilmişse uzun süre uyuyakalabilir. Bu zaman zarfında ememeyen bebekte kan şekeri düşmeleri görülebilir. Bu durumda bebeğinizi, burun kökünü hafifçe sıkarak uyandırıp emzirebilirsiniz.
MEME BAKIMI NASIL YAPILIR? ÇATLAKLAR İÇİN NE YAPABİLİRİM?
İlk günlerde özellikle meme başlarında ezilme, acıma olması doğaldır. Su ile temizleme dışında bir uygulamaya gerek yoktur. Meme başı çatlakları oluşmuş ise doktorunuzun önerdiği bir krem ile nemlenmesini sağlayabilirsiniz. Bu durumda emzirmeden önce sürdüğünüz kremi su ile temizleyin. Kremin tat ve kokusu bebeğin emmemesine neden olabilir. Meme başı çatlakları varken emzirmeye devam etmelisiniz, az miktar bir kanamanın bebeğe zararı yoktur.
SÜT YAPIMINI NASIL ARTIRABİLİRİM?
Beslenmenize dikkat edin, yeterli kalori ihtiyacınızı alın ve en az 3 litre (15 bardak) sıvı alın. Şekerli şerbetleri alabilirsiniz ama bunun şart olmadığını ve kiloya sebep olacaklarını unutmayın. Yeterli sıvı alımının yanında en önemli nokta hem bedenen hem de ruhen dinlenmiş olmanızdır. Sakin huzurlu bir ortam oluşturun. Bakımınız için yakınlarınızdan yardım almaktan çekinmeyin. Sütü artırdığı bilinen yerel ve evde bulunan yiyecek ve bitki çaylarından faydalanabilirsiniz. Bulgur ve arpa en bilineni olup, dereotu, maydanoz gibi yeşil yapraklı bitkiler ve ısırgan da fayda sağlayabilir. Süt yapımını artıran en önemli şey sık sık emzirmedir.
SÜTE GEÇEN İLAÇLARIN KULLANIMI DURUMUNDA NE YAPMALIYIM?
Bazen süte geçebilen ilaçların kullanımı nedeniyle emzirmenin kesintiye uğraması söz konusu olabilir. Böyle bir durumda ilaç kullanımının sonlanmasını takiben emzirmeye devam edebilmek için annelerin sütlerini sağıp sağılan kısmı atmaları gereklidir. Böylece süt salgılanmasının devamını sağlayabilirler. Sütünüzü kesmek için meme başına herhangi bir şey sürmeyin. Alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bebeğinize zarar erebilir.
EMZİRME NASIL OLMALI?
Hemen doğum sonrası hazır hastanede iken hemşirenizden ve doktorunuzdan yardım istemekten çekinmeyin. Sağlık Bakanlığının “Başarılı Emzirmede 11 Öneri”sinden 4. sü, doğumdan sonraki ilk bir saat bebeklerin anneleri ile tensel temasının sağlanarak bu süre içinde bebeklerini emzirmeye başlama konusunda yardımcı olunmasıdır. Bunun için öncelikle rahat bir pozisyonda olmanız önemlidir. İlk emzirmelerinizi yardımla yatarak yapabilirsiniz. Oturabilir hale geldikten sonra ise sırtınız dik bir şekilde oturun, gerekirse bir yastıkla sırtınızı destekleyin ve bebeğinizi kucağınıza alın. Bunu yaparken siz bebeğe doğru eğilmeyin, bebeği bağrınıza bastırın. Bir elinizle bebeğin baş ve boynunu desteklerken diğer elinizle memenizi tutun. Meme başınızı bebeğin ağzına ileri geri dokundurarak bebeğinizi emmesi için uyarın.
Bebeğin memenin sadece ucunu değil tüm kahverengi kısmını ağzına aldığından emin olun. Aksi halde bebek uç kısmı kısa sürede ağzından düşürecek ve emmeyi bırakacaktır. Başarılı bir vakumlama da yapamayacağı gibi, meme ucunun ezilip örselenmesine ve çok acılı çatlakların oluşmasına neden olacaktır. Bebeğin önce bir memeyi tamamen emmesine izin verin, daha sonra diğer memeye tutun. Bebek hala aç ise emmeye devam edecektir. Devam etmediği takdirde bir sonraki emzirmede ilk önce boşalmayan ikinci memeyi verin.
Göğüsleriniz dolgun kalıyorsa sağarak süt birikmesini engelleyin. Yeterince boşaltılmayan
memeler annenin ateşinin yükselmesine neden olabilir.
Bebeği memeden almak istediğinizde, öncelikle bir parmağınızı bebeğin ağzının bir köşesinden içeri sokarak emme işlemine son verin, daha sonra memenizi bebeğin ağzından çıkarın. Emme devam ederken memenizi çekmeniz, yine meme başı yaralarına sebebiyet verir.
SÜTÜMÜN YETİP YETMEDİĞİNİ NASIL ANLARIM?
Bebeğinizde, doktoru tarafından sağlıklı bebek kontrollerinde yeterli kilo alımı saptanıyorsa sütünüz yeterli demektir. Doyan bebek memeyi kendisi bırakıp uyur. Bebeğiniz memeyi çekip ağlıyorsa, aranıyorsa doymamış olabilir. Bebeğinizin kilo alımının yetersiz olduğunu düşünüyorsanız doktorunuza danışın. Erken pes etmeyin. Unutmayın ki bebek emdikçe anne sütü yapılır. Özellikle gece emzirmeleri sonrasında daha fazla süt salınmaktadır.
ANNE SÜTÜ ALAN BEBEK VİTAMİN ALMALI MI?
Anne sütü, hızla büyüyen bebeğinizin vitamin D ihtiyacını karşılamayabilir. Aile hekiminize danışarak vitamin D desteği verebilirsiniz. Vitamin D, kemikler için gerekli kalsiyumun daha iyi emilmesini sağlar. Aldığınız ilaçların çoğu süte geçeceğinden doktorunuza danışmadan ilaç almayın.
EK GIDA ŞART MI? NE ZAMAN EK GIDAYA GEÇMELİYİM?
Bebeğinizi mutlaka en az altı ay anne sütü ile besleyin. 6 aydan sonra anne sütü ile birlikte ek gıdaya başlanmalıdır. Unutmayın ki anne sütü her zaman bebeğinize uygun üretilir, bebeğiniz büyüdükçe ihtiyacına göre değişir. Bunun yanında bir yıldan fazla emziren annelerde meme ve yumurtalık kanseri, diyabet, kalp hastalıkları ve romatizma gibi hastalıkların görülme riski azalır. En doğrusu sütünüz geldikçe hatta 2 yaş ve ötesine kadar bebeğinizi emzirmenizdir.
GEBE İKEN EMZİRMEYE DEVAM EDEBİLİR MİYİM?
Gebeliklerinizin arasında ideal olarak en az 2 yıl olması hem bebeğiniz hem de sizin sağlığınız için önemlidir. Genel olarak emzirmeniz mümkün olsa da bu kararı hekiminizle birlikte vermelisiniz.
İLK EMZİRME
Doğumu takibeden en kısa sürede, tensel teması sağlayacak şekilde bebeğinizi kucağınıza alın ve emzirmeye başlayın. Eğer memeyi almayı başaramadıysa hastanedeki sağlık personelinden yardım alın. İlk sütünüze ağız, ağız sütü veya kolostrum denir. Süt kadar kıvamlı değildir. Bebeğinizin karşılaştığı bu yeni ortamdaki mikroplara karşı koruyucu antikorları içerir. Bebek emdikçe birkaç gün içinde göğsünüzden normal süt salgısı başlayacaktır. Bebeğiniz her istediğinde ve her arandığında emziriniz. Bebeğiniz uyuyakaldığında gündüzleri 2 saat, geceleri ise 3 saat olmadan emzirmek önemlidir. Eğer sezaryenle doğum yaptıysanız sütünüz geç gelebilir, endişelenmeyin. Kaldığınız servisteki sağlık personelinden yardım isteyin.
Yeni doğan bebeğin sindirim sistemi kasları henüz gelişmesini tamamlamamıştır. Bu yüzden yuttuğu hava zaman zaman gaz sancılarına neden olacaktır. Emzirme sonrası kucağınızda, omzunuza yaslayarak sırtını sıvazlayıp gazını mutlaka çıkarın. Gaz hemen çıkarılmadığı takdirde bağırsaklarda kolik denen ağrıya neden olacaktır. Bu durumda bacaklarını bisiklet sürer gibi karnına doğru hareket ettirirseniz bebeğinize yardımcı olmuş olursunuz. Ayak altına havluya sarılmış çok sıcak olmayan su torbası koymanız da işe yarayabilir. Bir elinizle karnına yumuşak masaj yapmanız hem elinizin ısısı ile karnını ısıtacak hem de bağırsak hareketine iyi gelecektir.
Annenin kalp atım ritminin rahatlatıcı etkisi olabilir, kucağınızda göğsünüze yakın tutabilirsiniz. Bazen kalabalık ortamdaki yeni ve değişik sesler huzursuzluğu artırır. Anne karnında olduğu gibi sakin, ılık bir ortam sağlayın. Gerekli durumda doktorunuza başvurmaktan çekinmeyin. Aile hekiminize başvurmadan bebeğinize herhangi bir ilaç vermeyin.
Öncelikle ellerinizi yıkayın ve kurutun. Ellerinizin soğuk olmadığından emin olun. Bebeğin altını daima önden arkaya doğru temizleyin. Bu dönemde tüm bebeklerin ciltleri hassastır. Ilık su ile ıslatılmış gazlı bez kullanabilirsiniz. Bebeğin altını mutlaka kurulayın ki pişik olmasın. Erkek bebekler bezleri açılır açılmaz idrar yapabilirler. Bezi gevşetip bir süre bekleyerek ya da ufak bir bebek havlusu ile örterek üstünüze sıçratmasına engel olabilirsiniz. Bezini kapatırken pipisinin aşağı doğru olduğundan emin olursanız giysilerine doğru işemesine engel olabilirsiniz. Göbek kordonu düşene kadar göbek mandalının bez dışında kalmasına özen gösterin. Kız bebeklerde de önden arkaya doğru temizlemeye dikkat etmelisiniz. Doktorunuz önerirse pişik kremleri de kullanabilirsiniz. İlk günlerde sık sık ve az miktarda kaka yaparlar, bekletmeden değiştirmeniz pişik olmaması ve bebeğinizin huzurlu durması için önemlidir.
Bebeğinizi sırtüstü yatırın. Yatağının başucunu yastık kullanmadan alttan yükseltmek, reflü ve kusmaları engelleyecektir.
Bebeğinizi göbek bağı düşünce yıkayın. Bu süre zarfında ıslak tülbentle silebilirsiniz.
Bebeğin ilk banyosu genellikle ailede bir merasim havası içinde gerçekleşir. İlk günlerdeki banyosunda yardıma ihtiyacınız olacaktır. Bebeği bir yandan tutup öte yandan yıkayıp suyunu dökmek ikinci bir kişiyi gerekli kılar.
Öncelikle banyo sonrası bebeği giydireceğiniz ortamı hazırlayın. Ilık bir odada bebeğin temiz giysileri, alt bezi, bebek yağı gibi ihtiyacınız olacak malzemeleri hazırlayın. Bebeği koyacağınız yüzeye büyükçe bir havlu serin. Daha sonra banyo suyunu hazırlayın. Suyun ısısını ayarlamada bir banyo termometresinden yararlanabileceğiniz gibi dirseğiniz ile de kontrol edebilirsiniz.
Dirseğinizi yakmayan bir su sıcaklığı uygun olacaktır. Bebeğinizi akan su altında duş başlıkları ile yıkamayın, sudaki ısı değişikliklerini fark edemeyebilirsiniz. Banyoda uygun bir yere büyükçe başka bir havluyu sererek hazırlayın. Şimdi bebeğinizi banyo ortamına getirip üzerini soyabilirsiniz. Bebek küvetinin içine önce bir miktar banyo suyundan dökerek bebeğin suyla ilk temasının yavaşça olmasına özen gösterin. Bir elinizle baş ve boynunu destekleyerek önce gövdenin ön kısmını yumuşak hareketlerle yıkayın ve bebeği çevirirken elinizin kaymaması için durulayın.
Bebeği çevirerek bu defa avucunuz altta göğüs kısmından desteklerken sırtını yıkayıp durulayın. Başını da bu pozisyonda tutarken yıkayın. Bebeğin irkilip korkmaması için başını yıkamayı sona bırakın. Başını durularken suyu kısa aralıklarla dökün ki bebek arada nefes alabilsin.
Bebek yıkama işlemini uzun tutmayın. Banyo suyunun soğumasına neden olacağından bebek üşüyecektir. İlk banyolar için 5-6 dakika yeterlidir. Bebeğinizi duruladıktan sonra ya yardım eden kişinin havlusunu hemen üzerine örtmesini sağlayın ya da serip hazırladığınız havlunun üzerine bebeğinizi koyarak sarmalayın, başını yumuşak hareketlerle kurulayın ve giydireceğiniz odaya alın. Bebeği bu odada hazırladığınız havlunun üzerine koyup ilk ıslak havluyu altından çekin ve kuru olan havluya sarın.
Bu sayede bebeğin uzun sure ıslak bir yüzeye temas etmesini engellediğiniz gibi ilk acemilik günlerinde yeni giydireceğiniz giysilerin nemlenmesini de önlemiş olursunuz.
Öncelikle alt bezini bağlayın. Bu işlem sırasında bebeğin ısı kaybetmemesi için vücudun üst kısmı havlu ile örtülmüş olsun.
Bebeğinizi seri hareketlerle zeytinyağı ya da bebek yağı ile yağlayın. Şimdi bebeğinizi giydirebilirsiniz. Tüm bu işlemlerin seri bir şekilde yapılması bebeğin üşümemesi için gereklidir. Bu nedenle banyo öncesi hazırlıklarınızı bebeği soymadan tekrar gözden geçirmelisiniz.
Yenidoğan bebeklerde emzik gerekmez. Bebeğin ilk günleri çoğunlukla uykuda ve emerek geçer. Bebeğiniz ağlıyor ya da huzursuz ise öncelikle kolik ağrısı çekip çekmediğini, aç olup olmadığını ya da altının kirli olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Emzik bebeği doyurma aracı değildir. Eğer bebeğiniz doyduktan sonra bile aranıyorsa emme ihtiyacını karşılamak için şart olmamakla birlikte verilebilir. Ancak emzik başlamayı ilk günlerden ziyade memeden süt gelmesi iyice oturduktan sonraki döneme ertelemelisiniz. Çünkü sütünüz ancak bebek emdikçe gelecektir. Yeni doğan bebeklerde emzik emilmesi yastık ölümleri dediğimiz ani bebek ölümlerini azalttığı düşünülse de orta kulak iltihabı riskini artırmakta, büyük çocuklarda diş gelişimine olumsuz etkileri olmaktadır.
Bu yüzden doysa bile emme ihtiyacı olan bebeklerde bir aydan sonra başlamak kaydıyla kısa süreli kullanımı uygun olabilir. Bebeğiniz istemedikçe siz emzik vermek için uğraşmayın ve beslenmesi tamamlandıktan sonra verin, kilo almasının iyi olduğundan emin olun.
Emziği bebeğin boynuna asmayın. Bu boğulmalara neden olabilir. Uyanıkken hazır satılan klipsli emzik zincirleri kullanabilirsiniz. Ancak uyurken bu emzik zincirini mutlaka çıkarın. Eğer bebeğiniz emzikle uyumuş ve uykuda emziği ağzından düşmüş ise tekrar ağzına sokmaya çalışmayın.
Anne karnında amniyon sıvısı bebeğinizi sıcacık tutmaktadır. Doğduktan sonra ise bulunduğu ortamın ısı ayarlamasını siz yapmalısınız. Bebeğin içinde bulunduğu odanın 22-24 derece aralığında olması yeterlidir. Bebeğinizi giydirirken tek kalın bir giysi yerine kat kat giydirirseniz ortama göre üzerini ayarlamanız kolay olup, tekrar soyup girdirmekle uğraşıp bebeği hırpalamamış olursunuz.
Genel olarak bebeği siz o ortamda nasıl giyiniyorsanız bir kat fazla giydirmeniz yeterli olacaktır. Bebek yelekleri ve pamuklu bebek battaniyeleri ilk günlerde çok işlevseldir. Bebeği gereğinden fazla giydirirseniz rehavetten uyuyakalıp aç kalacaktır. Bu özellikle ilk günlerde istenen bir durum değildir.
Bebeğiniz beklenenden fazla uyuduysa çok sıcaklayıp sıcaklamadığını kontrol edin. Bebeğin üşüyüp üşümediğini kulak kepçelerinden ve burun ucundan anlayabilirsiniz. Çok üşüyen bebeklerin el ve ayaklarında morarmalar olacaktır.
Bebeğinizin ilk muayenesi doğar doğmaz başlar. Doğumu yaptıran doktorunuz veya çocuk doktoru yeni doğan bebeğin durumunu değerlendirir. Herhangi bir sıkıntısı olmayan bebeklerin göbek ve göz bakımları yapılıp tartılır, baş çevreleri ve boyları ölçülür. K vitamini iğnesi uygulamasından sonra doğumsal hastalıklar açısından ilk muayenesi yapılarak anneye verilir. Bazı kan testleri (kan sayımı, kan grubu, gerekli durumlarda kan şekeri seviyeleri) yapılır.
Hepatit B aşısı da doğum sonu hastaneden taburcu olmadan önce yapılır. Bunun dışında topuk kanı olarak bilinen tarama testleri her bebeğe yapılması zorunlu testlerdir. Topuk kanı alınması için bebeğin anne sütü almaya başlaması gerekmektedir. Genellikle ilk 24 saat tamamlanınca bakılabilir. Bebeğiniz hastaneden taburcu olmadan önce mutlaka işitme tarama testi de yapılmalıdır.
TOPUK KANINDAN NELERE BAKILIR?
Bu testler ailenizde bilinen bir hastalık öyküsü olmasa bile tüm bebeklere yapılır ki hastalık durumunda geç kalınmasın. Böylece normal zekalı doğup hastalığa bağlı zeka özürlü olabilecek bebeklerin erken tanısı ve tedavisi sağlanabilir. Topuk kanından fenilketonüri, hipotiroidi (guatr), biyotidinaz eksikliği testlerine bakılır ve kistik fibrozis taraması yapılır. Halk arasında zeka geriliği hastalığı olarak da bilinen Fenilketonüri hastalığında vücutta fenilalanin denen madde birikerek zeka geriliğine yol açar. Özel diyetle bu çocuklar normal zekalarını korurlar, bu yüzden erken tanısı çok önemlidir ve doğan tüm çocuklara yapılması zorunludur. Yine hipotiroidi dediğimiz guatr bezinin az çalışması ilaçlarla tedavi edilebilir bir durumdur. Biyotidinaz eksikliği ve kistik fibrozisin de erken tanındığında önlem alınacak hastalıklardır.
BEBEĞİN İLK DOKTOR KONTROLÜ
Yenidoğan ilk muayenesinde tartılır, baş çevresi ve boyu tekrar ölçülür. Bebeğiniz ilk muayenesinde biraz kilo vermiş olabilir. Bu beklenen bir durumdur. Telaşa kapılmayın; doktorunuzdan bebeğinizi doğru ve yeterince besleyip beslemediğinizi ve doğru uygulamanın nasıl olacağını öğrenin. Bebeğiniz kısa zamanda bunu telafi edecektir. Her bebeğin büyümesi farklı olabilir, önemli olan her ay aşama kaydetmesidir.
İlk muayenede bebeğinizin sarı olup olmadığı en önemli noktalardan biridir. Doğum sonu her bebek bir miktar sararır. Bu doğum sonrasında anneden ayrılma sonucu bebek karaciğerine olan yüklenmeye bağlıdır.
Kanda bilirubin seviyesi bakılarak tespit ve takip edilir. Çok yükselmesi tehlikeli bir durumdur. Bilirubinleri yüksek çıkan bebekler doktorunuzun uygun gördüğü aralıklarda takibe alınır, gerekli görüldüğünde hastaneye yatış yapılarak tedavi edilir.
Yenidoğanın ilk muayenesi oldukça detaylıdır. Doğumsal bir anomalisi olup olmadığı, kalp sesleri, gözleri ve kulakları, vücut refleksleri, kas gücü, göbek kordonunun düşüp düşmediği ve göbek bakımı, erkek bebeklerin yumurtalarının (testis) yerlerine inip inmediği detaylıca muayene edilir.
Bebeğin duyup duymadığını belirlemek için işitme testi yapılır. Ayrıca kalça çıkıklığı açısından kalça eklemleri muayene edilip gerekirse kalça ultrasonu istenir. Vitamin D takviyesi başlanır. Aşı takvimi planlanır. Bebeğinizin izlem ve aşı tarihlerini doktorunuzdan öğrenin ve aşı karnesine not edip yakından takip edin.
Yaşamın ilk günlerinde bebeğin sıkı takibi ile oluşabilecek değişiklikleri fark etmek, özellikle sarılık açısından büyük önem taşır. Normal uygulamada bebeklik döneminde; doğumda, doğumdan sonraki ilk hafta içinde, 15.gün, 41.gün, 2-3-4-6 ve 9. aylarda izlemlerinin yapılması gereklidir.
